Showing posts with label siir. Show all posts
Showing posts with label siir. Show all posts

Friday, October 12, 2012

Hayallerini Yak Evi Isıt

Siir konusunda cagdastan bir hayli uzak oldugumu fark edip, günümüz sairlerine bakmaya karar verdigimde kütüphane bilgisayarinda ilk arattigim isim oldu Cezmi Ersöz. 

Sayabilecegim ve asina oldugum onca isim varken, pek bir temasimin bulunmadigi Cezmi Bey'in ismini hatirlamak sasirtti beni. Kitabinin ismi de enteresan geldi "Hayalerini Yak Evi Isıt."


janetaliriza.blogspot.com
Isim yaratici, ama hayallerini yakmak, his dünyama ait bir duyguyu yansitmiyor. Bunu, kitap elimde parka yürürken düsündüm. Oturdugum bankta okumaya baslayip, gece yatagimda bitirdim. Bir an evvel bitirmek istedigim icin okudum.

Icinde yer yer siir, yer yer denemeler var. 

Tekin Yayinevi'nden cikmis, ilk baskisi 2006'da yapilmis, benim elimdeki ise 24. Baski. 109 sayfalik kücük bir kitap.

Icinde o kadar cok sancili hisler sakli ki! Kitabi tanimlayan sözcüklerden kolaj yapmam gerekse sunlari sayardim: 

acı, sancı, cile, sızı, asi, zehir, kalmayan beklenti, ihanet, ucurum, ıssız, yalnız, yaralı, karanlık, insafsız

Kitabın resim dünyası bence arabesk isyanın resimleriyle cok örtüsüyor. Aska dair isyanı da, hayata dair isyanı da kast ediyorum. 

Sanirim etkisini üzerimden silmek icin bir süre canı canan icin sevenlerin divanina konuk olmaliyim.


Sevgiler
Janet

Saturday, September 15, 2012

Sana Göre Bir Ömür, Ona Göre Mikroskobik Bir Zaman

Sabah ofiste kimse yoktu.  Fazil Say'in Nazim Oratoryosu'nu dinledim. 
Delicesine öneriyorum, mü-kem-mel!
Cocuk vokalin sarkisi kulaginizdan hic gitmeyecek.

Özellikle Üc Selvi bölümündeki insanin yüregini sizlatan, bir o kadar da sefkatli melodiler birakmadilar calisayim.

Koro "memleketim" dedikce ben agladim.

'Hapisten Ciktiktan Sonra' siiri tilsimli bir melodinin üstünde cinliyor en sade gerceklerle. 
"esirlikten dönmüsüm anacigim / kendi memleketimde düsman kalesinde"

Ne güzel 'yavrum' diyor Genco Erkal.

Benim en sevdigim Nazim misrasi 'Yasamaya Dair' siirinden:


büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela


Bu misra oratoryonun finalinde göz kirpti neyse ki. Mercegimdeki bugu silindi gitti birden!

Oratoryonun ardindan beynimde dönüp duran siir ise Ben Iceri Düstügümden Beri oldu. Izafi zaman vurgulari ve her biri bir diken olup ruhlara ince cizikler atip kanatan misralari bugünüme vurdu damgasini.


Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya 
Ona sorarsanız "Lafı bile edilemez, mikroskobik bi zaman" 

Bana sorarsanız: "On senesi ömrümün"

Bir kurşun kalemim vardi, ben içeri düştügüm sene 
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi 
Ona sorarsaniz: "Bütün bi hayat"
Bana sorarsanız: "Adam sende bi hafta"

Konuya dair absürt bir anektod anlatip kacacagim. Lise talebesi minik bir kuzenim var. Onunla Nazim Hikmet'i konusuyorduk, bana "Nazim Hikmet bizim akrabamiz mi?" diye sordu. Ne garip ki, ben de onu babamin akrabasi sanirdim.

Sevgiyle kalin
Janet